Tag Archives: sosyal duygusal öğrenme

Sağduyulu Kararlar Verebilmek

New Bitmap Image Sosyal Duygusal Öğrenme 5 temel ögeye dayanır. Her biri bireyin sosyal duygusal gelişiminde önemli bir role sahiptir. Çocukluktan yetişkinliğe bu öğelerin anlam/içeriği değişse de ağırlığı  değişmez. Birini diğerine tercih etmek pek mümkün olmasa da hayatın farklı sahnelerinde farklı roller ile öne çıkarlar.

Bu yazı karar verebilmek hakkında. Aslında tam karşılığı sağduyulu karar verebilmek. Vereceğimiz kararın sonuçlarını, sahip olduğumuz değerleri düşünerek karar verebilmek, dürtüsel ve tepkisel karar vermekten çok farklı.

Sabah uyanmamızla birlikte vermemiz gereken kararlar birbirini takip eder. Kimileri rutin işler ile ilgili kararlardır, kimileri ise uzun uzadıya düşünmeyi gerektirir.  Seçimler yaparken sadece kısa dönemli sonuçları değil uzun vadeli sonuçları düşünebilmek, kendimiz kadar başkalarının güvenliğini de dikkate almak, sağduyulu davranmak, ahlaki olarak doğru olanı yapmak hiç kolay değildir aslında. Ama eğer kendi duygularımız kadar başkalarının duygularının da farkındaysak, şefkat ile yaklaşa biliyorsak bizden farklı olanlara, etrafımızda olanların farkındaysak, ihtiyacı olana bizden farklı düşüncelere sahip olsa da ilgi gösterebiliyorsak, dürtülerimizle değil vicdan ve aklımızla karar verebiliyorsak işte  o zaman doğal olarak sağduyulu kararlar veririz.

Sağduyulu karar verebilme süreci bir anda olmaz tabi ki işte bu yüzden çocukluğun ilk yıllarından itibaren çocuklarımızı sağduyulu kararlar verebilmesini öğretmemiz, desteklememiz gerekir.  Bunu başarmak için sadece doğru yanlışı göstermemiz yetmez, düşünmeyi, sorgulamayı, anlamaya çalışmayı öğretmeliyiz. Bu nedenle önce biz bunları öğrenmeliyiz. Bir karar verirken, seçim yaparken olası sonuçları düşünebilmek, ahlaki değerlerimizi göz önüne almak gerekir. Hayatımızın her alanında sorumluluk sahibi olarak, sadece kısa dönemli kazançları değil uzun dönemli sonuçları düşünerek vereceğimiz  kararlar olması temennisiyle.

Sosyal Duygusal Beceriler ve Öğrenme Güçlükleri Arasındaki İlişki

Öğrenme denildiğinde akla ilk gelen akademik başarı ve bilişsel beceriler (okuma-yazma, matematik) olsa da aslında sağlıklı sosyal ilişkiler kurabilmek için de öğrenmeye ihtiyaç vardır. Okuma-yazmayı öğrenmek için nasıl ses-sembol eşleşmesini çözmek gerekiyorsa, diğerleriyle sağlıklı iletişim kurabilmek için sosyal ipuçlarını doğru değerlendirmek, duyguları anlamak, güçlü duyguları kontrol edebilmek, problem çözebilmek vb bir çok beceriyi kullanmak gereklidir.

Öğrenme güçlüklerinin tanımı ve tanısı hakkında farklı görüşler olsa da fikir birliğine ulaşılmış olan nokta öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin  bir çoğunun sosyal ilişkilerde zorlandıklarıdır. Özellikle bu çocukların akranları tarafından kabul edilmekte, sosyal ipuçlarını anlamakta sorun yaşadıkları bilinmektedir.

Öğrenme güçlüklerinin, genel olarak akademik başarı üzerindeki etkisine odaklanılması ve sağaltım programlarının daha çok bilişsel becerileri geliştirmeye yönelik olması; öğrenme ile sosyal-duygusal beceriler arasındaki ilişkinin tam ve doğru olarak anlaşılamadığını göstermektedir.

Sınıfın sosyal bir ortam, öğrenmenin ise bir paylaşım ve aktarım olduğu gerçeğinden yola çıkarsak öğrenme güçlüğü olsun olmasın her çocuğun sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkarabilmesi için sosyal-duygusal beceriler belirleyici bir rol oynamaktadır.

Peki Sosyal ve Duygusal Beceriler derken ne anlatılmak isteniyor?

“Sosyal Beceri” kelime anlamı olarak bireyin sosyal durumlar karşısındaki davranış ve tepkilerinin tümü olarak düşünülebilir. Bireyin kullandığı ya da kullanamadığı sosyal becerileri onun sosyal ilişkilerdeki yeterliliğini belirler.

“Duygusal Beceri“ denildiğinde ilk akla gelen duygular olsa da tanım, bununla sınırlı değildir. Bireyin kendi duygularını tanıması, yönetebilmesi, diğerlerinin duygularının farkında olması, kendi davranışlarını kontrol edebilecek motivasyona ve enerjiye sahip olması, duruma ve ortama uygun olan sosyal becerileri kullanılabilmesi bireyin duygusal zekası ile ilişkilidir.

Öğrenme güçlükleri yaşayan her bireyin sosyal-duygusal becerilerde zorlandığı genellemesini yapmak çok doğru olmasa da  bu bireylerin akranları tarafından daha zor kabullenildikleri, alaya ve zorbalığa daha sık maruz kaldıkları, öğretmenleri ve akranları tarafından daha sık eleştirildikleri ve yetersiz olarak değerlendirildikleri, akran baskısına daha kolay boyun eğdikleri, bir gruba dahil olmakta daha çok zorlandıkları düşünülürse sosyal – duygusal gelişimlerinin bu durumlardan ne şekilde etkilendiği tahmin edilebilir.

Son on yıl içinde giderek önem kazanan, araştırmacıların ve eğitimcilerin dikkatini çeken Sosyal – Duygusal Öğrenme kavramı, öğrenme güçlüğü yaşayan bireyin ihtiyaçlarının çok daha etkili bir şekilde karşılanmasına olanak sağlayabilmektedir. Sosyal-Duygusal Öğrenme ve öğrenme güçlükleri arasındaki ortak bağlantı noktaları dikkat çekicidir:

1– Kendi ve başkalarının duygularını tanımak

2– Güçlü duyguları ile baş edebilmek

3– Uygun şekilde dinlemek ve konuşmak

4– Diğerlerinin bakış açısını anlayabilmek

5– Kendine ve başkalarına saygı göstermek, farklılıkları kabullenmek

6– Problemleri tanımlamak

7– Gerçekçi hedefler belirlemek,

8– Karar vermek ve sorumluluk almak

9– Diğerleri ile geçinebilmek olumlu ilişkiler kurmak

10– Akran baskısıyla baş edebilmek

11– Çatışma ile baş edebilmek (arabuluculuk, işbirliği yapabilmek)

12– Yardımlaşmak (yardım istemek, yardım etmek)

13– Grup içinde verimli olarak çalışabilmek

14– Ahlaki ve sosyal olarak sorumluluk alabilmek

Sosyal Duygusal Öğrenmenin desteklediği tüm bu beceri alanları işlevsel ve sağlıklı bir birey olmak için gereklidir. Ama aynı zamanda öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin öncelikle akademik başarıyı yakalamaları için ihtiyaç duydukları becerilerdir.

Öğrenmenin gerçekleşebilmesi için öğrenme ortamının kabul edici ve iletişime açık bir yer olması gerekir. Sosyal –  Duygusal Öğrenmenin temel hedefi çocukların duygusal olarak rahat ve güvende hissettikleri, bunun yanında sosyal olarak iletişim kurabildikleri sınıf ve okul ortamının yaratılmasıdır.

Öğrenme Güçlüğü Olan Bireylerin Sosyal Duygusal Becerilerini Desteklemek

Öğrenme güçlüklerinin en temel özelliği bireyin bir beceriyi öğrenmesi ve geliştirmesi gerektiğinde, hedeflenen davranışın/bilginin önce öğretilmesi sonra tekrar edilmesi, uygulanması, pekiştirilmesi, geri bildirim verilmesi  şeklindeki basamaklara ihtiyaç duyulmasıdır. Sosyal – Duygusal Öğrenmenin tam olarak da yapmak istediği ve bunun için kullandığı öğretme yöntemi bu ihtiyaca denk düşer.

Öğrenme güçlüğü yaşayan bir çocuğun sosyal – duygusal gelişimini desteklemek için;

1– Çocuğun güçlü özelliklerini fark etmek ve onun da bu özelliklerinin farkında olması için destek olmak: Örneğin okumada zorluk yaşayan bir çocuğun çizim alanındaki becerisini okul gazetesine ve ya sınıf panosuna resimler yapmasını sağlayarak onun arkadaşları arasındaki kabulünü arttırmak mümkün olabilir.

2– Sosyal becerileri de aynı akademik becerileri öğretir gibi küçük adımlara bölerek, farklı örnekler ile tekrar ederek ve geri bildirim vererek öğretmek. Öğretilen becerinin uygulanabileceği alanlar ve fırsatlar yaratarak çocuğun yeni beceriyi kendi başına deneyebilmesi için fırsatlar yaratmak ve uyguladığı anda bu beceri pekiştireçler ile desteklemek. Bazı önemli sosyal becerileri belirlemek gerekirse;

  • Sözel olmayan ipuçlarını fark edebilmek/anlayabilmek (jest ve mimikler, beden dili)
  • Duyguları anlayabilmek (kendisinin ve diğerlerinin)
  • Komik olmak ile komik davranmak arasındaki farkı anlamak (uygun zamanda yapılan bir espri yapabilmek ile sınıfın soytarısı gibi davranmak arasındaki farkı göstermek, uygun şaka/espri tarzlarını anlatmak)
  • Olumlu-olumsuz geri bildirim alabilmek (olumlu geri bildirim karşısında sınırı aşmamak, olumsuz eleştiri karşısında savunmaya geçmemek gibi)

3– Öğrenme ortamında rekabeti en aza indirmek ve daha çok işbirliğini öne çıkarmak. Öğrencilerin bir arada çalışabilecekleri, birbirlerinden öğrenebilecekleri fırsatlar yaratmak. Çocuklar kendi performanslarını diğerleri ile karşılaştırmak konusunda oldukça hızlıdırlar. Bunu değiştirecek bir öğrenme ortamı yaratmak sadece sosyal duygusal becerileri geliştirmek için değil temel olarak öğrenme becerilerini  desteklemek için önemlidir.

 

 

Sizin En Sevdiğiniz Film Hangisi?

Hepimizin hayatında unutamadığı en az bir film ve film kahramanı vardır. En az bir diyoruz ama eminiz ki saymaya kalksak liste uzayıp gider. Bizi etkileyen, belki biraz abartacak olursak bizi biz yapan değerleri keşfetmemize fırsat veren filmleri, çocuklarımızın sosyal duygusal gelişimlerini destekleyecek bir yöntem olarak kullanmak fikri bu nedenle bize çok güzel geliyor.
Filmler çoğu zaman hayatın bir yansıması gibidir.Aktarılan olaylar, canlandırılan karakterler bize hayatı daha net bir şekilde gösterir bazen. Yapılan seçimler, o seçimlerin sonuçları, davranışların ve düşüncelerin arkasında yatan motifler kendi hayatımızı daha iyi anlamamıza, eleştirmemize yardımcı olabilir. Kendi içinde yaşadığımız toplumu keşfetmenin ötesinde dünya yüzündeki bir çok farklı kültürü tanımamıza fırsat verir aslında. Yeter ki bir filmi sadece izlemek ile yetinmeyip üzerinde düşünelim biz de yarattığı duyguları keşfetmeye odaklanalım ve çocuklarımıza da bu alışkanlığı aktaralım.
Sınıfta bir film izlemek, filmdeki karakterlerin özellikleri, yaptıkları seçimler hakkında konuşmak, fikir üretmek, senaryoyu yeniden canlandırmak nasıl bir deneyim olurdu? Bu soruya bir yerlerde “harika oluyor, biz bunu zaten yapıyoruz” diye verilen cevaplar olduğunu biliyoruz, umut ediyoruz. Ama daha çok olsa ne iyi olurdu diye de düşünmeden edemiyoruz. Kendilerini ve çevrelerini tanıyan, tanımaya çalışan, sorgulayan, hayata hazır bireyler yetiştirmek umuduyla…
Kaynak: www.edutopia.org

Sosyal Duygusal Öğrenme Nedir?

Sosyal – duygusal gelişimin günlük hayatta giderek büyük önem kazanmasının artık tesadüf olmadığını hepimiz biliyoruz. En başlarda sadece yaratıcılık veya empati becerisi sergileme olarak bilinen ve “duygusal zeka” adı ile tanınan sosyal ve duygusal gelişimin özü bundan daha fazlasını içeriyor.

10447604_776177655770477_236528775569051340_n

Sosyal Duygusal Öğrenme (SDÖ) çocukların ve hatta yetişkinlerin yaşam verimliliği için temel becerileri geliştirmesine yardımcı olan bir süreçtir. SDÖ hepimizin kendimizle, ilişkilerimizle ve işimizle etkili ve ahlaklı biçimde baş etmek için ihtiyaç duyduğu becerileri öğretir.Bu beceriler duygularımızı tanıma ve yönetme, diğer insanlar için ilgi ve alaka geliştirme, olumlu ilişkiler kurabilme, sorumluluğunu alabildiğimiz kararlar verebilme ve zorlayıcı durumlarla yapıcı ve etik biçimde baş edebilmeyi içerir. Bu beceriler çocukların kızgınken sakinleşmelerini, arkadaş edinmelerini,çatışmaları saygılı biçimde çözmelerini, etik ve güvenli tercihler yapmalarını sağlayan becerilerdir.

SDÖ aynı zamanda okul gelişimi için de bir çerçeve özelliği taşır. SDÖ becerilerini öğretmek güvenli, ilgili öğrenme ortamları yaratmaya ve sürdürmeye yardımcı olur. SDÖ çocuklar ve gençlerde olumlu gelişimi destekler, problemli davranışları azaltır, ve akademik performansı, vatandaşlığı ve sağlıkla ilgili davranışları geliştirir.