Tag Archives: farkındalık

Sosyal Duygusal Beceriler ve Öğrenme Güçlükleri Arasındaki İlişki

Öğrenme denildiğinde akla ilk gelen akademik başarı ve bilişsel beceriler (okuma-yazma, matematik) olsa da aslında sağlıklı sosyal ilişkiler kurabilmek için de öğrenmeye ihtiyaç vardır. Okuma-yazmayı öğrenmek için nasıl ses-sembol eşleşmesini çözmek gerekiyorsa, diğerleriyle sağlıklı iletişim kurabilmek için sosyal ipuçlarını doğru değerlendirmek, duyguları anlamak, güçlü duyguları kontrol edebilmek, problem çözebilmek vb bir çok beceriyi kullanmak gereklidir.

Öğrenme güçlüklerinin tanımı ve tanısı hakkında farklı görüşler olsa da fikir birliğine ulaşılmış olan nokta öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin  bir çoğunun sosyal ilişkilerde zorlandıklarıdır. Özellikle bu çocukların akranları tarafından kabul edilmekte, sosyal ipuçlarını anlamakta sorun yaşadıkları bilinmektedir.

Öğrenme güçlüklerinin, genel olarak akademik başarı üzerindeki etkisine odaklanılması ve sağaltım programlarının daha çok bilişsel becerileri geliştirmeye yönelik olması; öğrenme ile sosyal-duygusal beceriler arasındaki ilişkinin tam ve doğru olarak anlaşılamadığını göstermektedir.

Sınıfın sosyal bir ortam, öğrenmenin ise bir paylaşım ve aktarım olduğu gerçeğinden yola çıkarsak öğrenme güçlüğü olsun olmasın her çocuğun sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkarabilmesi için sosyal-duygusal beceriler belirleyici bir rol oynamaktadır.

Peki Sosyal ve Duygusal Beceriler derken ne anlatılmak isteniyor?

“Sosyal Beceri” kelime anlamı olarak bireyin sosyal durumlar karşısındaki davranış ve tepkilerinin tümü olarak düşünülebilir. Bireyin kullandığı ya da kullanamadığı sosyal becerileri onun sosyal ilişkilerdeki yeterliliğini belirler.

“Duygusal Beceri“ denildiğinde ilk akla gelen duygular olsa da tanım, bununla sınırlı değildir. Bireyin kendi duygularını tanıması, yönetebilmesi, diğerlerinin duygularının farkında olması, kendi davranışlarını kontrol edebilecek motivasyona ve enerjiye sahip olması, duruma ve ortama uygun olan sosyal becerileri kullanılabilmesi bireyin duygusal zekası ile ilişkilidir.

Öğrenme güçlükleri yaşayan her bireyin sosyal-duygusal becerilerde zorlandığı genellemesini yapmak çok doğru olmasa da  bu bireylerin akranları tarafından daha zor kabullenildikleri, alaya ve zorbalığa daha sık maruz kaldıkları, öğretmenleri ve akranları tarafından daha sık eleştirildikleri ve yetersiz olarak değerlendirildikleri, akran baskısına daha kolay boyun eğdikleri, bir gruba dahil olmakta daha çok zorlandıkları düşünülürse sosyal – duygusal gelişimlerinin bu durumlardan ne şekilde etkilendiği tahmin edilebilir.

Son on yıl içinde giderek önem kazanan, araştırmacıların ve eğitimcilerin dikkatini çeken Sosyal – Duygusal Öğrenme kavramı, öğrenme güçlüğü yaşayan bireyin ihtiyaçlarının çok daha etkili bir şekilde karşılanmasına olanak sağlayabilmektedir. Sosyal-Duygusal Öğrenme ve öğrenme güçlükleri arasındaki ortak bağlantı noktaları dikkat çekicidir:

1– Kendi ve başkalarının duygularını tanımak

2– Güçlü duyguları ile baş edebilmek

3– Uygun şekilde dinlemek ve konuşmak

4– Diğerlerinin bakış açısını anlayabilmek

5– Kendine ve başkalarına saygı göstermek, farklılıkları kabullenmek

6– Problemleri tanımlamak

7– Gerçekçi hedefler belirlemek,

8– Karar vermek ve sorumluluk almak

9– Diğerleri ile geçinebilmek olumlu ilişkiler kurmak

10– Akran baskısıyla baş edebilmek

11– Çatışma ile baş edebilmek (arabuluculuk, işbirliği yapabilmek)

12– Yardımlaşmak (yardım istemek, yardım etmek)

13– Grup içinde verimli olarak çalışabilmek

14– Ahlaki ve sosyal olarak sorumluluk alabilmek

Sosyal Duygusal Öğrenmenin desteklediği tüm bu beceri alanları işlevsel ve sağlıklı bir birey olmak için gereklidir. Ama aynı zamanda öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin öncelikle akademik başarıyı yakalamaları için ihtiyaç duydukları becerilerdir.

Öğrenmenin gerçekleşebilmesi için öğrenme ortamının kabul edici ve iletişime açık bir yer olması gerekir. Sosyal –  Duygusal Öğrenmenin temel hedefi çocukların duygusal olarak rahat ve güvende hissettikleri, bunun yanında sosyal olarak iletişim kurabildikleri sınıf ve okul ortamının yaratılmasıdır.

Öğrenme Güçlüğü Olan Bireylerin Sosyal Duygusal Becerilerini Desteklemek

Öğrenme güçlüklerinin en temel özelliği bireyin bir beceriyi öğrenmesi ve geliştirmesi gerektiğinde, hedeflenen davranışın/bilginin önce öğretilmesi sonra tekrar edilmesi, uygulanması, pekiştirilmesi, geri bildirim verilmesi  şeklindeki basamaklara ihtiyaç duyulmasıdır. Sosyal – Duygusal Öğrenmenin tam olarak da yapmak istediği ve bunun için kullandığı öğretme yöntemi bu ihtiyaca denk düşer.

Öğrenme güçlüğü yaşayan bir çocuğun sosyal – duygusal gelişimini desteklemek için;

1– Çocuğun güçlü özelliklerini fark etmek ve onun da bu özelliklerinin farkında olması için destek olmak: Örneğin okumada zorluk yaşayan bir çocuğun çizim alanındaki becerisini okul gazetesine ve ya sınıf panosuna resimler yapmasını sağlayarak onun arkadaşları arasındaki kabulünü arttırmak mümkün olabilir.

2– Sosyal becerileri de aynı akademik becerileri öğretir gibi küçük adımlara bölerek, farklı örnekler ile tekrar ederek ve geri bildirim vererek öğretmek. Öğretilen becerinin uygulanabileceği alanlar ve fırsatlar yaratarak çocuğun yeni beceriyi kendi başına deneyebilmesi için fırsatlar yaratmak ve uyguladığı anda bu beceri pekiştireçler ile desteklemek. Bazı önemli sosyal becerileri belirlemek gerekirse;

  • Sözel olmayan ipuçlarını fark edebilmek/anlayabilmek (jest ve mimikler, beden dili)
  • Duyguları anlayabilmek (kendisinin ve diğerlerinin)
  • Komik olmak ile komik davranmak arasındaki farkı anlamak (uygun zamanda yapılan bir espri yapabilmek ile sınıfın soytarısı gibi davranmak arasındaki farkı göstermek, uygun şaka/espri tarzlarını anlatmak)
  • Olumlu-olumsuz geri bildirim alabilmek (olumlu geri bildirim karşısında sınırı aşmamak, olumsuz eleştiri karşısında savunmaya geçmemek gibi)

3– Öğrenme ortamında rekabeti en aza indirmek ve daha çok işbirliğini öne çıkarmak. Öğrencilerin bir arada çalışabilecekleri, birbirlerinden öğrenebilecekleri fırsatlar yaratmak. Çocuklar kendi performanslarını diğerleri ile karşılaştırmak konusunda oldukça hızlıdırlar. Bunu değiştirecek bir öğrenme ortamı yaratmak sadece sosyal duygusal becerileri geliştirmek için değil temel olarak öğrenme becerilerini  desteklemek için önemlidir.

 

 

Yaz günlerinde yapılabilecek 5 etkinlik: Farkındalık ve eğlence bir arada…

Yaz tatili tüm hızıyla ilerliyor, malum sayılı gün çabuk geçer derler. Ben çocukken yaz günleri çok uzun gelirdi, böyle çabuk da geçmezdi zaman sanki. Yaş ile mi değişen koşullar ile mi ilgili bilmiyorum ama artık zaman sanki daha bir hızlı geçiyor. Çocukluktan hatırladığım bir diğer şey ise “can sıkıntısı”. Aslında bence kıymetli bir ruh hali; biraz sıkıntı yaratıcılık için gerekli. Ama yine de ebeveyn olarak “Anne sıkıldım” cümlesini bu günlerde daha sık duyma riskine karşı aşağıdaki önerileri görünce sevindim.  Kaynak  Left Brain Budha adlı bir blog. Bağlantı adresini aşağıda belirttim.  İncelenmeye ve takip etmeye değer bir blog bence. (Seçil’e ve Çiğdem’e teşekkürler)

Gelelim çocuklarımızla yapabileceğimiz hem sıkıntı dağıtacak hem de farkındalıklarını destekleyecek etkinliklere…

1- Dondurmalı Meydan  Okuma

Bu sıcak günlerde dondurma yerken olaya faklı bir boyut katabilirsiniz. “Dondurma bitene kadar sessiz kalmak”.  Bu sessizlik anında çocuklarınızdan dondurmanın farklı çeşitlerinin tatlarına, dondurma ağızlarında  erirken hissettiklerine vb. odaklanmalarını isteyin. Dondurma bittikten sonra konuşacak bir çok şeyiniz olacak.

2-  Gökyüzü Çalışması

Çocukken ne kadar çok yapardık; bulutları bir şeylere benzetmeyi. Malzemeler basit gökyüzünü rahatça izleyebileceğiz herhangi bir yer. En güzeli çimenlere uzanmak ama şehir hayatında yeşillik bulmak biraz zor olabilir. Bulutları izlerken fikirler üretmek, bulutların nasıl şekil değiştirdiklerini fark etmek. Bulutlar ile zihnimiz arasında benzerlik kurmak için ideal bir etkinlik. Bulutlar gibi zihnimizdeki düşüncelerde, duygularımızda sürekli değişir. Yandaki resimde siz ne görüyorsunuz? Benim kızımın yorumu:Tavuk

3- Mahallede Yürüyüş

Mahalle  kavramı modern şehir hayatı ile değişmiş olsa da site içinde bir yürüyüş de amacımıza uyar. Burada önemli olan yürürken daha önce fark etmediğimiz bakıp da görmediğimiz ayrıntıları yakalayabilmek .  Yan bahçedeki çiçeklerin rengi, karşı kapı komşusunun kapısında aslı duran kapı süsü. Bu yürüyüşe çevremizdeki  seslere odaklanmayı da dahil edebilirsiniz.  Çocuklarınıza yeni neler fark ettiklerini ve daha önce acaba bunları neden fark edemediklerini sorabilirsiniz. (Önce kendinize de sorabilirsiniz tabi)

4- Yavaş-Hızlı-Yavaş

Günlük hayat ne hızlı ne koşuşturmalı değil mi? Bir daha ki sefere parka gittiğinizde çocuklarınızla yavaş-hızlı-yavaş oyununu deneyin. Çocuklarınız her ne yapıyorlarsa yaptıkları şeyi önce daha yavaş sonra daha hızlı sonra tekrar yavaş yapmalarını isteyin.  Sonrasında bunun üzerine konuşabilirsiniz. Yavaş yapmak nasıl bir duyguydu?, hızlı mı yavaş mı olmak hoşlarına gitti?

5- Bedava Limonata

Limonata satmak ya da niyet hazırlamak çocukların sevdiği etkinliklerdir. Sorumluluk duyguları gelişir, kendilerini önemli ve işe yarar hissederler, kazandıkları paralar onları çok mutlu eder. Peki bir de olaya diğer taraftan yaklaşsak sıcak yaz günlerinde komşulara bedava limonata dağıtarak karşılık beklemeden, iyilik yapmanın güzelliğini keşfetmelerine fırsat versek. Başkalarını önemsemenin, diğerlerini iyi hissettirecek bir şeyler yapmanın hazını hissetmelerini sağlasak güzel olmaz mıydı?

Kaynak: http://leftbrainbuddha.com/10-mindful-summer-activities-to-do-with-your-kids/