Barışın sınıfta işi ne? Barış inşasının ikinci tuğlası: Okul

Sabah 08:00’de alan servis akşam 16:30’da site kapısına teslim ediyor çocuklarımızı..

Yaklaşık 9 saat!

Dünkü yazıda bahsi geçen yuvadan (hadi diyelim başardık) uzak geçen 8.5 saat. Her gün…

Tam teslim.. O gün ne ders olduğunu, ne yiyeceğini bilsek de, ne yaşayacağını kestirmenin imkanı yok. Tam da bu yüzden evdeki barışçıl adımların şiddetli sınavlarını verdikleri yer okul.

Akran baskısı, zorbalık, alaya maruz kalma, gruptan dışlanma.. Çocuk/ergen kaç yaşında olursa olsun karşısına çıkma ihtimali olan şiddet türleri. Barışçıl yöntemleri kullandığınızda bile başınıza çöreklenebilecek zorluklar bunlar.

İkinci tuğlayı okulun koymasını bekliyorsak aslında aşağıda yazan 4 temel ilkeyi görmeyi umut ediyoruz demektir.

 

*Okul bir çocuk  için farklılıkların bir arada olabileceğini öğrendiği yerdir.

Fiziksel farklılıklar, gelişimsel farklılıklar, duygusal farklılıklar.. Yavaşlar, hızlılar.. Futbolu sevenler, toptan korkanlar.. Diş teli, gözlük ile erken tanışanlar, hiç bilmeyenler.. Kolayca ağlayanlar, kendini geride tutanlar… Bir okulun idareci ve eğitimcilerinin farklılıkları nasıl algıladıkları o okulda “yaşayan” çocuk ve gençlerin yorumlarını bire bir etkiler. Farklılıklar saygı görürse “Bir gün ben de farklı olursam tehlikede olmayacağım”ı öğrenir hepsi.

*Okul olumlu iklimini korumak ve sürdürmek tüm eğitimcilerin önceliği olmalıdır.

Araştırmalar kendini güvende hisseden ve sosyal duygusal gelişimi okulda da desteklenen çocukların daha iyi öğrenebildiğini ortaya koyar. Sırf bu yüzden bir çok okulu ikna edebiliriz belki olumlu iklimin gerekliliğine… Gerekçe bulmaya gerek olmayan tek gerçek belki de; olumlu okul iklimi tüm eğitim prensiplerinin başında gelir.

*Problemlerin çözümüne çocukların dahil edilmesi hoş bir klişeden öteye gitmelidir.

Çocukları yaşadıkları problemin parçası olarak görmek kolaydır. Onları çözümün de parçası yapmak için uğraşmamız gerekir. Tek bir soruyla bazen kalbini fethedebilirsiniz bir ergenin: “Sen nasıl olmasını isterdin?”

*Öğretmenlerin sınıf içinde barışçıl ortam ve yöntemlere zaman ve enerji ayırabilmelerini sağlamak üzere okul idaresi teknik, yöntem araç konusunda destek olmalıdır.

Öğretmenliğin dünyanın en zahmetli mesleği olduğu kabul görür bir gerçek.. Üzerlerinde çeşitli (ebeveynler, bakanlık, idareciler, müfredat, fiziksel sağlıkları, hayalleri, idealleri..) baskılar hissederken barışçıl yöntemleri “tercih” edebilmelerini sağlamak için yardıma ve desteğe ihtiyaçları vardır. Desteklendiğini bilen bir eğitimci, çarpma öğretmesi gereken tüm bir dersi, sınıfında yaşanan bir problemi çözmeye rahatlıkla ayırabilir… (Çarpma biraz bekleyebilir..)

Tüm eğitimcilerimiz için barışın İstanbul Ortaköy’de güvercine rastlamak kadar kolay ulaşılabilir olmasını diliyoruz…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir